Ana Sayfa
   Kadın Çağı
   Kadın Ruhsallığı
   Kadın Özgürlüğü
   Güzellik ve Kültür
   Kadın Yüceliği ve 
   Kahramanlığı
   Kadın ve Erkek
   S e v g i
   A n n e l i k
   Yeni Çağın
   Çocukları
   Sağlık ve
   Alternatif Şifa
   Metotları
   Yaratıcılık
   Anadolu
   Tanrıçaları
   Kütüphane
   Sorular ve Cevaplar
  
 
 
  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

YARATICILIK

Gerçek Yaratıcılık aslında Yücelik ve Kahramanlık konusudur. Yaratıcılık Yüce duygu ve düşünceler ile, yeryüzündeki bir başka şeyi kopya çekmeden, tamamen göksel olan eseri veya eylemi Dünyada gerçekleştirmek ve bu Yüceliği yaşamaktır.

Bu Dünya yaratıldığından beri, üzerinde yaşayan her canlı Yaratıcılığın kokusunu ve gücünü, Dünyadaki her şeyde, Dünyanın kendinde hisseder, görür ve yaşar: Ormanlar temiz hava - oksijen yaratır; Dünya döner ve her yeni günü, geceyi, gündüzü durmadan yaratır. Hiçbiri birbiri ile aynı olmayan saatler yaratılmaya devam eder...

Yaratıcılık yaşamın doğasında var. İnsanoğlu hiçbir şey yapmadan yerinde dursa bile hücreleri çoğalır; bu da bir yaratıcılıktır. Gerçek yaratıcılık yaşanır; akıl ile düşünülüp bulunabilecek bir şey değildir.

Dünyanın içine girmekte olduğu Kadın Çağı, Dünya ile üzerindeki tüm canlıların beraber yaratacağı bir çağdır. Bu çağ gelişip yükselmesi gereken insan ruhları için, şans olsun diye yaratıldı.

Her olumsuzluğun olumlu tarafları vardır. Dünyanın içinde bulunduğu ve sonuna yaklaşılan kaba ve yoz Demir Çağı, aslında ruhun yaratıcılıklarını kullanıp yükselmesi için şanstır.

 

Yaratıcılık ruhsal bir konudur ve o Tanrıdan dilemekle gerçekleşir. Yaratıcılığın ortaya çıkmasının çok nedenleri vardır. Onlardan biri - çaresizliktir. Çaresiz kalıp, hiçbir yolun uygun olmadığı yerde, işte tam o noktada, ortaya yaratıcılık çıkar ve o doğrudan Tanrı’dan gelir. Bu örnek gösteriyor ki, yaratıcılığın mümkün olmadığı hiç bir hal veya durum yok.

Gerçek Yaratıcılık, Tanrı’nın Yüreğinden gelir. Tanrıya tam, içten ve samimi sevginin doğal sonucudur. Ama yaratıcı olabilmek için Tanrı’yı sevmeye çalışmak, samimi bir davranış değildir. Tanrı’ya duyulan Sevgi nedensizdir; Tanrısal Sevgi Yaratıcılık dahil, tüm sonuçlardan özgürdür.

Aslında insan aklı, etraftan gelen hisler, duygular, düşünceler veya dünyadan gelen karmaşa, çoğu zaman insanı büyük bir çaresizliğe düşürür. Bu çaresizlik zamanlarında bile insan ruhunu yaşamayı başarabilir. İşte insan, ruhuna bir boyalı kalem olsa öyle güzel sanat eserleri (resim, müzik eseri…) veya icatlar çıkabilir ki ortaya!

Temizlik ve Yücelik olmadan, birçok yönden kirlenmiş Dünyada bir insanın yaratıcı olması pek mümkün değil. O nedenle insanın ruhsal dünyasını arındırması, ruhsal dünyasını Tanrısal Sevgi ile doldurması ve bu ruhsal dünyada diğer tüm ruhların da onunla bir olduğunu sevgiyle idrak etmesi gerek. Bu ruhsal çalışmalar uygulanıp yaşanabilir. En azından bir gün insan kendini düşünmeden, Dünyayı ve etrafındaki ruhları düşünerek, önce ruhsal olarak, ama aslında her tür ihtiyacı insanlar için yaşamayı denemelidir. Bu tip çalışmalarda da sonuçtan uzak durulmalıdır: insan egosunun ‘bunu yaptım’, ‘böyle yardım ettim’ demesine izin vermemek ve egoyu susturmak gerek! Çünkü ruhsal çalışmaları ego yapamaz, ruh yapar ve ruh asla ego gibi gururlanmaz.

Gerçek Yaratıcılık sadece egodan arınmış bir auraya, Gerçeklere aç bir samimi Yüreğe inebilir. İstenildiği kadar güzel, yeşil doğaya gidilip gezilebilir. Tüm Dünya gezilerek bitirilebilir, ama gerçek yaratıcılık ilhamı, Dünyadan çok daha büyük, hatta evrenler kadar büyüklükte bir yerdedir. Oraya çıkabilmek ancak, Yürekten Gerçeğe yönelik olmak, Onu hep sevmek, hep arzulamak ve egodan tamamen kurtulup özgür olmak ile mümkündür.

 

 YENİ ÇAĞDA YARATICILIK

Yeni Çağ, ruhun yaratıcılığını bekliyor; insan bunu yürekten anlamaya çalışmalıdır. Çağ, karanlığın içinde yol gösteren bir meşale gibidir. Çağ henüz kendini biraz uzaktan gösteriyor, ama yaklaştıkça Çağın Ruhsal Işığının etkisi altında daha çok kalıyoruz.

Bu çağda ruhun kanatlarını hissedip, ruh olup uçmak – yükselmek gerek!

Dünyanın içinde bulunduğu sorunlar, her ülkenin kendine özgü büyük, küçük acılarının artması, çocuklar ve gençlerin şiddete düşkünlükleri ve sapkınlıkları, sonuna gelen, ama hala etkisi güçlü olan Demir Çağın karanlığından kaynaklanmaktadır.

İnsan ruhundan ne kadar kopmuş ise, hem kendinin yaşadığı, hem de Dünyaya, hatta Evrene yaşattığı acılar o kadar çok olacak.

Ruhunu idrak etmek için, en yüksek ve Yüce Boyutlardan Ruhsal enerjiyi Dünyaya indirmek gerek. İşte bu yaratıcılığın kendidir. İşte bu ruhların sevincidir.

Bunu nasıl yapmak mümkün?

Öncelikle temiz ve saf su gibi duru olmak gerek: negatif ve bencil düşünce, duygu ve isteklerden özgür olmak; kendi egonu yok saymak gibi… Ve göklerden, Tanrıdan veya en yüksek boyutlardan insanlara ve Dünyaya enerji, ışık, ruhsallık dilemek gerek. Sevgiyle dilemek, dua etmek; hatta dileğin o anda canlı canlı gerçekleştiğini hayal etmek veya yaşamak mümkün, ama her şeyden önemlisi bu Ruhsal çalışmayı SEVGİYLE yapmaktır! Bu çalışmayı, dünya üzerindeki tüm canlılar, kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı herkes yapmalıdır. Ayrıca kadın kendi yaratıcılığına güvenip yaratıcılığını kullanarak, Çağın Ruhsallığına tüm insanları davet edebilir, herkesi teşvik edebilir.

Her insanda mevcut yaratıcılık potansiyeli vardır. Bu yaratıcılık potansiyelini insan bencil isteklere ve işlere, sadece kendini tatmin etmek için harcamaya son vermelidir: Bugün kendim için ne yemek yapsam, ne içsem, ne giysem, kendimi nasıl ön plana çıkarsam… Gerçek yaratıcılık bunların hiçbiri ile ilgili değil; evde ve işte daha çok sevilip beğenilmek için yapılanlar yaratıcılık değil!

Yaşadığımız bu zaman öyle bir zamandır ki: Boşa harcanmakta olan tüm enerjilerin, özellikle de ruhsal enerjilerin, Çağın kendi enerjileri ile dengeli ve barışık olma zamanıdır. Çağın ve insanın Ruhsal enerjileri arasındaki bu frekans uyumu, aynı seviyeye gelmiş iki dalga gibi birleşip insanın ruhunu da, canını da çok yüksek boyutlara götürebilir: insanın dünyevi bilincini Ruhu ile birleştirip, o birliği yaşamasını sağlayabilir.

Yaratıcılık, Çağın Ruhsal enerjiler denizi ile ahenkli olmayı, çağın içinde sevgi ve sevinçle yüzebilmeyi sağlar.

Yeni Çağı, Çağın ruhsallığını ne kadar sevse insan o kadar mutlu olur. Yeni Çağın ruhsal enerjileri gözle görünmediği gibi, mutluluk da gözle görülmez, ama yaşanabilir. Ve bunu yaşamak – Yeni Çağın Yaratıcılığı ile mümkündür.

Soyut gibi görünen bu kavram öyle gerçek ki: sanat eseri yaratmak gibi, yeni bir icat gibi, yeni bir yemek veya giysi keşfetmek gibi somuttur, ama daha önemlisi Yaratıcılık - sevgi, sevinç ve mutluluk gibi Yüce ve Somut bir kavramdır.

Yaratıcılık - mevcut yaşamda olan alışkanlıklara meydan okumaktır, yeniliktir, düşük seviyedeki, ruhsuz her şeyi değiştirmek, yenilemek amacıyla hareket eden bir Tanrısal Güçtür, güzel, sevgi ve sevinç dolu yenilikler yaratmaktır. Yeni Çağ’da Yücelik, Güzellik, Sevgi, Sevinç dolu birçok yenilik insanın onu yaratması için bekliyor. Ruhun Yüceliklerle tanışması ve kendini geliştirmesi Yaratıcılığa giden yoldur.

Yücelikten, yücelerden hatta yücelmekten korkmamak; onlarla bir olmak gerek. Ruhların bunu başarması için Yeni Çağın kapısı ardına kadar açıldı. Ruhun cesareti ve sonsuz bilgisi ile, Yaratıcılığı ile bu kapıdan geçmesi, hatta göreceği rengarenk Görkemli bahçeye bir çiçek yaratıp ekmesi ne güzel olurdu. İnsan kendi Yaratıcılığını ruhu ile idrak edip yaratması ne güzel olurdu! Ruh bilinci ile yaratılan her şey hem insanın kendi için, hem insanlık, hem de Dünyanın tüm canlıları ve Dünya için de ekilen Sonsuz Şifalı, ölümsüz bir çiçek olur! 

Bu yaratılacak çiçekler günü gelince, etrafa Yeni Çağ’a özel yaratıcı kokular salacak. Çünkü Yaratıcılık yol gösteren ışık gibidir ve eğer yaratıcılık insanlara yol gösterip, şifa olmuyorsa o Gerçek Yaratıcılık değildir. 

Gerçek Yaratıcılık eseri mutlaka elin dokunduğu, gözün gördüğü değildir, iz bırakan ve takipçileri olandır. 

Yaratmak özgürlüktür; Yaratıcılık sevgi ile yaratmaktır ve gerçek kahramanlıktır. 

Özellikle Yeni Çağ’da, özellikle kadınların yaratıcılığına çok ihtiyaç duyuluyor; çünkü kadının açacağı ışıklı yola, kadının yaratıcılığına herkes güveniyor. Kadının, mevcut düzenin tüm yanlışlarından ve kirinden arınmış şekilde yaratacağı Kültür Yolu, çağın içinde meşale gibi, yol gösterici fener gibi, yıldız gibi, gerçek Yaratıcılık örneği olarak parlayacaktır. Kadın, kendi yaratıcılığı ile sevgiyi, ruhsallığı, Gerçek bilgiyi yaşamayı ve yaşatmayı da, bunların Yüce değerlerini de bilir.