Ana Sayfa
   Kadın Çağı
   Kadın Ruhsallığı
   Kadın Özgürlüğü
   Güzellik ve Kültür
   Kadın Yüceliği ve 
   Kahramanlığı
   Kadın ve Erkek
   S e v g i
   A n n e l i k
   Yeni Çağın
   Çocukları
   Sağlık ve
   Alternatif Şifa
   Metotları
   Yaratıcılık
   Anadolu
   Tanrıçaları
   Kütüphane
   Sorular ve Cevaplar
  
 
  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

KADIN VE ERKEK

Erkek ve Kadın enerjisi (Alfa ve Omega) kozmik bir denge oluşturmaktadır. Dünyada bu kozmik denge yüz binlerce yıl önce bozukluğa uğradı. Bu nedenle dünyanın ve insanlığın hayatı büyük tehlikeye girdi ve ruhsal gelişim durunca dünya karanlığa girmiş oldu. Kadın ve erkek arasında çağlardır süren birçok sorun vardır. Sorunlardan biri kadının örtünmesidir, çünkü kadının örtünmesi bilincinin de baskılar altında olması ve ruhsallıktan uzaklaşması demektir.

Kadını örtmeye başladıklarında sorun çıkmaya başladı. Kadının örtünmesi gördüğü baskıların bir başlangıcıdır. Örtünmek, utanmak sadece bedeni değil, özel enerjileri de kapatandır, çünkü bunlar bilinci de kapatır. Kadının kabul ettiği, boyun eğdiği her baskı, bilincinde bir Gerçeği daha örtmesi demektir. Ve günümüzde gelinen noktada, kadının bilincinde, bedeninde olduğundan çok daha fazla, binlerce-milyonlarca örtüler var.

 Bu gerçek! Kadın bundan binlerce yıl önce bedeninden utandı, çünkü bedeni küçük düşürüldü. Kadın bu baskıya boğun eğdi ve bilinci örtüler giymeye başladı.

 Kadının örtünmesi, enerjisinin sönmesi demektir. Enerji, sadece dışarıdan alınmıyor, her bir insan da, dünyanın kozmosa enerji iletmesi gibi, dışarıya, çevreye enerji veriyor.

 İnsandan enerji çıkmaz ise, kozmostan gelen enerji ile buluşamaz ve enerji alış-verişi nefes gibi tam olamaz. Bunun anlamı, insan, bilincinde, baskılarla oluşmuş bir yığın örtüyü kaldırmadıkça ruhsal enerjiler alamaz ve ruhsallaşamaz. İnsan kendi ve  kozmos arasında olan enerji akımını idrak edemezse, bilincindeki örtüleri kaldıramaz. İnsan bilincindeki ağır örtüleri kaldırmadıkça ve bilincini temiz ve açık tutmadıkça hem kozmostan gelen yüksek enerjiyi alamaz, hem de kozmosa verdiği enerjisini yükseltip yüksek enerjiler ile temasa geçemez.

Kıyafet, kostüm giymenin amacı - korku ile örtünmek için değil; doğadan korkmak, ona dokunmamak, doğa bedene dokunamasın diye değildir! Giyimin amacı cinsiyeti ortaya koymak veya onu örtmek, kapatmak değildir!

Kıyafet doğa şartlarına uymak ve güzellik içindir; doğaya ve doğadaki ahenge güzel renkler ile katılmak içindir, Gerçek Kültür i için içindir.

Kadın bilincinde bu örtüler ve baskılar varken, bebeğini de kadınsal enerjisinden mahrum bıraktı. Kadın yavrularına ruhsal, kadınsal enerji veremeyince, bebekler de ruhsuz büyüdü ve kabalaştı. Gün be gün, çağlar geçtikçe daha az kadınsal enerji ile büyüdü insanlık ve böylece bugünkü haline geldi.

İnsan dünyada en yüce varlık olduğu için dünyaya kozmostan gelen yüksek frekanslı enerjiler gezegene ve dünyanın tüm canlılarına sadece insan aracılığı ile gelebiliyor. Ama insan ve özellikle kadın kendi enerjilerinin frekanslarını ve bilincini ruhsuz, düşük halde tutuyorsa o Ana Gezegeni - Dünya için kendinin en önemli kozmik görevini yapmamış oluyor. Ve bundan hem dünyanın doğası, hem de tüm insanlık zarar görüyor.

Kadın enerjisi azalınca;

- Tüm insanların enerjisi azaldı; insanların Dünyaya verdiği enerjiler azaldı.

- Dünyaya verilen kadınsal enerji ve erkeksel enerji azaldı.

- Dünyanın enerjisi çöktü ve tüm hayat tehlikeye uğradı.

- Dünyaya Kozmosun yüksek boyutlarından akan Tanrısal Enerji kesildi. Çünkü dünyada yüksek enerji olmayınca Kozmosun  yüksek enerjileriyle iletişime girebilmek ve onları dünyaya indirmek mümkün olamıyor.

 Sonuçta, Dünya Ruhsuzluk ve ahlaksızlık içeren düşük enerjilerle geçinmeye mecbur kaldı. Mikropların üremesinin ve çoğalmasının kolay olduğu bir çürük ortam gibi…

 Zaten kadınsal enerjinin azalması başladığı anda, Dünya düşük frekansların boyutuna inmeye başladı ve o indikçe ruhsuzluk, ahlaksızlık ve cehalet - tek kelime ile - karanlık, Dünyada daha çok çoğaldı...

 İnsan Gerçekte öyle olmadığı halde, sadece kendi için yaşayıp, kendi için enerji üreten ve tüketen bir bencil varlık oldu. İnsanlar Yüce Gerçeği, Sevgiyi ve Tanrısal Işığı unuttular. Günümüzde çok mu insan Tanrısallığı, Gerçeği ve Işığı arıyor? İşte böylece insanlık şu an yaşadığı kendi kaderini kendi seçti...

 Kadını örtmeye, sahiplenmeye başladılar. Asıl konu baskıdır; baskı kadına ilk sahiplenip onu örtmeye çalışan zihniyetle başladı ve elbette kadının bunu kabullenip buna uygun kapalı işlere başlaması ile… Evet, kadın sadece vücudunu kapamadı, sakladı, eve saklandırıldı. Gizli tutuldu; görevleri kimsenin göremediği dört duvar arasındaki işlerle kısıtlı tutuldu. Çünkü kıskanıldı da…

Temizlik ve çocuk bakımından, en az kadın kadar, erkek de anlıyor olmalı.

Kimse, bir şirket sahibine “madem parayı sen yaratıyorsun, sen çalış şirkette de” demiyor.

Dünyayı, insanı, doğayı yarattıktan sonra, Tanrısal Erkek ve Kadın Kozmik Enerjileri beraber iç içe, eşit emek vermekteler. Ama dünya üzerinde durum farklı.

Konu, kimin daha az kimin daha çok çalıştığı değil. Konu erkeğin kendine düşen vazifeleri görmezden gelip kadına yüklemesi ve erkeğin bunu baskıyla yapması… Kadının, bu tip birçok konu başlığına ayrılan baskıları kabul etmesi ise, baskıların artmasına ve sorunun gittikçe büyümesine neden oldu.

Şu anda asıl sorun, farklı ülkelerde farklılaşabilen kadın ve erkek arasındaki sorunun kozmik boyutta ruhsal sorun olduğunun idrak edilmemesidir. Problem bu idrak eksikliği nedeni ile ortaya çıktığı için, çözüm de ruhsallıktan geçiyor, ama bu da idrak edilemiyor. Çünkü insan Ruhunu küçümsüyor, ona inanmıyor.

Dünyanın durumundaki dengesizlik sorunu, hem kadınsal enerjinin düşmesi, hem de bu durumun erkeksel enerjiyi negatif yönde etkilemesindendir. Yani şu anda hem pozitif enerji çok az, hem de negatif enerji çok fazla; çok ciddi bir Dünya dengesizliği var. Bu hem Kozmosa, hem de doğrudan insanlığın ruhuna, insanlığa yansıyan bir dengesizlik.

Fırtınalı bir denizde dalgaların vuruşu ile eski bir tekne sular altına gitmeden önce karanlıklardan arınmak ve ruhsallaşmak gerek. Öncelikle kadının ruhsallaşması ve böylece erkeği de pozitif yönde etkilemesi gerek. Zaten kadın pozitif yönde ilerledikçe, erkek de onu doğallıkla takip edecektir.

Denge demek, negatife karşı yeterince pozitif enerji oluşması demek değildir. Dengenin gerçek anlamı - Kozmik Dengedir, yani yaşadığı ortamda hayatın kalitesi ne olursa olsun insanın Yüce Tanrısal Enerjilere açık olması ve onlarla işbirliği yaparak Yüksek Kozmik Tanrısal  Frekanslara uyumlu olması gerekmektedir.

Dengesizlik geminin yüzmesi değil batmasıdır. Dünya şu anda batmakta olan bir gemi gibi… Dünyanın karanlığa, kötü frekansa batma hacmi o kadar yüksek ki, kaldırma kuvveti hiçbir şeyi dengede tutmaya yetmiyor. Bu kaldırma kuvveti evrenden geliyor; dünya düşmesin, dengelensin ve Kozmik Evrim Rotasında gitmeye devam etsin diye.

İnsan, hem kadın, hem de erkek ruhsallaştıkça, inceldikçe, dünyanın dengesizlikten dengeye bu önemli  geçişine yardım edebilir. Ayrıca, Dünyaya bu yardımı sağlayabilen bilince insanın gelmesi, kendine de yardım etmeyi zaten başarmış olduğunu gösterir. Ve bunun bir diğer anlamı, zaten kadın ve erkeğin kendi aralarında dengeyi bulup hak ettikleri gibi yaşayabileceklerini, sorunlarını ruhsal yolla eşitlik ilkesine uygun ve pozitif yönde çözebildiklerini de gösterir.

Kadınsal ve erkeksel enerjiler, birbirini tamamlayan enerjilerdir. Birinin az veya çok olduğu ortamda denge yoktur. Kadın - erkek sorununun bir diğer sebebi bu: Kadınsal Enerjinin çok az idrak edilmiş olması… Yani az olan erkeksel enerji ile çok daha az olan kadınsal enerji de birbirini tamamlayamıyor.

 Ruhsallaşmak, ruhsal idrak, Gerçeğin idrakıdır. Gerçek idrak edilince, insan içindeki enerjiyi de idrak eder. Enerji idrak ile artar; bunun dışında bir arttırma yolu yoktur. Ruhsal Enerji dediğimiz, Tanrıya İnançla idrak edilebilen Ruh Enerjisidir.

İnsan, bencil yaşamaya öyle odaklanmış ki ve bencillik öyle büyük boyutlarda ki, Tanrı bile bencillikle seviliyor.

Eski zamanlardan bugüne kadar, insan Tanrıdan korkutuluyor ve cehennemde yanmasın diye ona iyi olmak teklif ediliyor. Bu, ruhsal enerjiyi yok eden en büyük kötülüktür. Çünkü genelde insana onun büyüklüğü anlatılmıyor; küçüklüğü ve acizliği söylenerek aldatılıyor. İnsan korkunca ancak bencil olabilir. Savunma içgüdüleri çalışır. Yani korkunca, insan yardımı bile kendini savunmak için yapıyor. Oysa, tüm Kutsal Kitaplarda ve Öğretilerde anlatılan, Tanrı Sevgisi ile, sadece yüreği sevgi dolu olan biri başkasına yardım etse aklına ne korku gelir, ne kendini savunmak, ne de cehennem…  Çünkü o, her şeyde ve her yerde Tanrıyı gördüğü için ve O’na sonsuz sevgisi ile bağlı olduğu için yaptığı yardım, sadece sevgi adınadır. Yardımı kendi etmediğini düşünüp, sadece Yüce Sevgi için sevgisini sunmanın bir yolunu bulduğunu düşünerek sevinecektir. Sevgi Sevgi içindir; sevgi korku için değildir. İnanç ise Tanrısal Sevgiye teşvik içindir; korku dağıtmak için değil.

Kadın ve erkek arasında küçük gibi görünen birçok soruna bile doğrudan çözüm bulmak faydasızdır. Bu, kuru bir ağacın sadece birkaç minik yaprağının yeşil kalmasının faydasızlığına benzer. Gerekli olan, kadının ve erkeğin birlikte ruhsallaşması! Ancak bundan sonra, Ruhsal İdrak ile, hem kozmik sorunlar, hem de en detayına kadar tüm insani sorunlar art arda kolayca çözülür. Çünkü Ruhsal Enerji, sorunları çözmek için Tanrıya odaklanır, asla egoya değil. İnsan egosu - yani şahsiyeti asla bu global sorunları çözemez.

Çok ilginçtir, insanlık modernleşip geliştiğini söylüyor, ama hiçbir çağda kadın bu kadar düşürülmemişti, kadına hiç bu kadar saygısızlık yapılmamıştı. Ne yazık ki, bunun en büyük nedeni, baskıya boyun eğip, karanlık enerjiye boyun eğip, üstelik karanlık enerji ile dans etmeye başlayan kadındır…

Kadın Yüce Görevlerini tamamen unutup, sadece kendini beğendirmek için süslenip çıkıyorsa, kimden ve nasıl sadakat ve saygı bekleyebilir ki? Yüce Görevlerini idrak ettirmeden yetiştirdiği milyonlarca çocuklarından mı?

Tüm dünya kadınları aslında büyük, ruhsal ve güçlü TEK BİR KADIN olduklarını unutuyorlar. Çünkü dünyaya yayılan ve dünyadan çıkan Kadınsal Enerji Tektir. O zaman bu Kadınsal Enerjinin Kaynağı da Tektir. İşte kadın, böyle büyük bir ananın parçasıdır.

İnsanlığın Annesinin yaşadığı ruhsal dengesizlik, tüm dünyayı ve tüm ilişkileri etkiliyor. Sorunlar gün geçtikçe artacak. Farkında olmak gerek; insan gözünün önündeki, içindeki, dışındaki, her yerde ve her şeydeki Tanrıyı fark etmeli artık! Ve bu bütün insanlığın idrakı olmalı.

 

SEVGİ VE SEVİŞMENİN YÜCELİĞİ

Bir kadın ve bir erkek, kilit ve anahtar misali birbiri içine geçmesi gereken iki alet değildir veya sadece cinsel anlamda birlikteliği olan iki insan türü değildir. Hem kadın, hem erkek Yüce Sevgiyi idrak etmek için çaba göstermelidir. Aksi takdirde o cinsel birleşme ya birleşme sayılmaz ya da sadece egoisttik tatmin olduğu için, karanlığa teslim edilen enerjidir.

Gerçek sevişme plansız, programsız, kendi doğal zamanında ve mekanında gerçekleşir. Gerçek sevişme tamamen doğaldır ve samimidir, yapay hiçbir duygu, düşünce, art niyet içermez. Sevişmenin kendi, sevgililer arasında bir aura yaratır. Sevişme sırasında, sevgilileri saran bu aura ne kadar temiz ise, tensel temas o kadar ruhsallaşır. Başka bir değişle, aura ne kadar temiz – sevgililer ne kadar sevinçli ise, sevişme de o kadar Yücedir, Kutsaldır, Ruhsaldır ve sevişenler Tanrıya o kadar da yakındırlar.

Tanrısal Sevgiyle, O'nu hatırlayarak, Tanrısallaşmak için sevişen çift  öyle az ki, yok gibi. Oysa bu zamanlar, yeryüzüne Tanrısal Yüksek Enerjilerin inmesi için en uygun zamanlardandır. Sevişme anında, çok temiz ve saf bir kanal açılır göklerden. Sevişenler, kendilerini yok saysa yani bilinçlerinde Yüce Sevinçten başka hiç bir duygu ve düşünce olmasa, ruhları ve akılları temiz olsa, Tanrısal Sevinç ve Coşku ile sevişseler, o an Dünyada hatta Evrende yaratılamayacak hiçbir şey yoktur. Artemis’in bedeni aslında bir bakıma bunu simgeler. Onun Tanrısallığı ve Anne-Babasının Tanrısallığı, onu olağanın dışında bir bedenle yaratmıştır. Verimi – bereketi – kadınlığı Tam ve Tanrısal simgeleyen Artemis, aslında Tanrının doğrudan yarattığı çocuğudur.

Yüce sevişmede: “Tanrım sen yarat! Senin istediğin olsun!” diye, alçakgönüllü Yüce Sevgi bilinci ile sevişenlerin Yüce Gerçeğe, Realiteye, Tanrının Yüreğine ulaşıp O'nu öpmeleri çok kolay... Kısaca, eğer insan böyle bir sevişmeyi idrak edemiyorsa o ruhsallaşmalı ve Sevişmenin Yüceliğini ve Kutsallığını idrak etmeye çalışmalıdır. Sevişme ruhsal olmalıdır. Bunun için sevgililerin birlikte ruhsallaşması gerekir. Çünkü aslında bunun dışındaki hiçbir sevişme kutsal değildir. Ruhsal olmayan sevişmede yaşanan şey, bedensel mekanik temastır ve bunun adı da - sekstir. Böyle durumlar sadece enerjinin harcanıp israf edilmesine neden oluyor.

Öncelikle kadın bu konuyu idrak edip erkeğe de, hatta erkek çocuğuna da öğretebilir. Cinsel Kültür terbiyesi böyle başlar!Sevişmek, kısa bir ilişki sonunda eriyip bitmesi gereken küçük bir mum değildir. Sevişmek kendi Yüreğinde alevlenen Tanrının Ateşi olmaktır, Işığı olmaktır, ve Işık olup bir an göklerde yaşamak için fırsattır.

 

Kişinin cinselliğe yaklaşımı onun gelişme düzeyini belirtir. Ruhları gelişmemiş insanlar sıradan cinsel ilişki kurarlar. Her zaman ve bütünüyle cinsel organlar üzerinde durup, ruhlarını ihmal ederler. Ruhsal olmayan sevişmede insanın gücü o anda boşalır, insan kendini boş ve yorgun hisseder, hatta Z. Freud'un dediği gibi suç duygusuna kapılır ve onun tüm enerjileri boşuna harcanmış olur. Ne var ki, böyle ruhsuz sevişmenin sonunda insan sevgilisi ile Ruhsal Birliği kuramaz, gerçek mutluluğa ulaşamaz ve kendini daha da yalnız hisseder. Bu yalnızlıktan kaçmak için tekrar ve tekrar ruhsuz arayışlara başlar. Ama bir kutsal metin dediği gibi - İlk sevgilisini - Tanrıyı unutan insan bu dünyada asla mutlu olamaz! Bu nedenle ruhsuz sevişme aslında çok büyük düşüştür.

Hayatın Gerçek Amacına ulaşmayı isteyenler sevişmeye de Yüce bir anlam ve değer verirler. Çünkü bedenin, aklın ve ruhun her bir parçası Erkeksel ve Kadınsal enerjilerin birleşmesini özlemle beklemektedirler. Gerçek Sevgi ve sevişme ruh tarafından yönetilir, cinsel organlar ve duygular tarafından değil. Sıradan ilişki boşuna güç  sarf ederken, Gerçek Ruhsal Sevişme ise Özgürdür, Sonsuz Sevinç, Coşku dolu ve doğaldır. Gerçek Sevişme iki insanın Ruhunu birleştirir ve Sonsuzluğa ve Ölümsüzlüğe kavuşturur!

 

                                      

 
Copyright ©2007 - Kadın Çağı Web Sitesi.
Tüm Haklar Saklıdır. Bu sitedeki metinlerin hiçbir sayfası veya parçası kopyalanamaz ve kullanılamaz.